
Ürünlerimiz, uygulamalarımız ve faaliyet alanlarımız hakkında detaylı bilgiye E-Katalog üzerinden ulaşabilirsiniz. Mühendislik odaklı çözümlerimiz, uluslararası standartlara uygun profesyonel hizmetlerimiz bu katalogda özetlenmiştir.

Süs havuzları, mimari projelerde yalnızca dekoratif bir öge değil, mekânın kimliğini, duygusunu ve çevreyle kurduğu etkileşimi belirleyen çok yönlü bir tasarım aracıdır. Su yüzeyinin yansıması, gün ışığının değişimiyle birlikte mimari kütleye farklı zamanlarda farklı görsel derinlikler kazandırır; sert yapı hatlarını yumuşatarak doğayla uyumlu bir denge oluşturur. Hafif su sesi, sakin dalgalanma ve ışığın yansıması, kullanıcıya hem görsel hem de işitsel anlamda huzurlu bir deneyim sunar. Bu yönüyle süs havuzları, peyzaj tasarımında doğallık, hareket ve ritmi bir araya getirerek alanın yaşanabilirliğini artırır. Mimari yapıyla yeşil alanlar arasında kurduğu estetik köprü sayesinde proje yalnızca işlevsel değil, duygusal olarak da zenginleşir. Doğru boyutlandırma, malzeme seçimi, aydınlatma ve su hareketinin kurgusu ile tasarlandığında süs havuzları projeye prestij, sakinlik, zarafet ve zamana meydan okuyan bir karakter kazandırır. Ayrıca, suyun dinginliği insanların mekânla bağ kurmasını kolaylaştırır, estetik değer kadar psikolojik rahatlama da sağlar.
Mimari yansıma ve dinamik süs havuzları, buharlaşma yoluyla çevre mikroiklimini 2-4°C serinletir, oluşturduğu 45-55 dB doğal su sesiyle kentsel gürültüyü maskeleyerek akustik konfor sağlar; paslanmaz çelik hidrolik ve DMX kontrollü aydınlatma entegrasyonu ile gayrimenkul proje değerini %10-18 oranında artırır.
Süs havuzları, modern mimaride sadece estetik bir detay değil; mekânın kimliğini belirleyen, çevresiyle görsel ve duygusal bağ kuran güçlü bir tasarım öğesidir. Su yüzeyinin yansıması, ışık oyunları, rüzgârın hareketi ve suyun sakin sesi, yapının atmosferini zenginleştirir, doğayla uyumlu bir bütünlük oluşturur. Doğru konumlandırıldığında, süs havuzları yalnızca mimariyi değil, kullanıcı deneyimini de dönüştürür; mekâna zarafet, huzur ve prestij kazandırarak hem işlevsel hem de duygusal bir denge yaratır.
“Mimari — peyzaj — su” üçlüsü, dış mekânın kimliğini oluştururken birbirini tamamlayan unsurlar sunar. Bu kısmı üç başlık altında inceleyelim.
Bir süs havuzu, binanın giriş cephesi, fuaye alanı ya da rekreasyon alanı gibi önemli kütlelerle kurulan geçiş mekânlarında görsel ara yüz görevi görebilir.
Yansıma suyu sayesinde cam cepheler, gökyüzü, ağaçlar ve mimari form birbirini görsel olarak çoğaltır; böylece mimari kütle hafifler, çevresiyle uyum sağlar.
Aynı zamanda su elemanı “zemin düzlemi” ile “yapı” arasında bir denge unsuru olarak iş görür: doğal öğe ↔ yapı unsuru dengesinin kurulmasına yardımcı olur.
Örneğin; bazı çağdaş projelerde su yüzeyi, döner mekânlardan ya da bina cephelerinden gelen ısı yayılımını yansıtıcı bir katman gibi hafifletici biçimde kullanılır.
Peyzaj tasarımında hareket, ses, yansıma gibi unsurlar “durgun bitki örtüsü + sert zemin” denklemine canlılık katar. Süs havuzları bu canlılığı sağlar: su hareketi, yansıma, ses efekti.
Bu öğeler peyzajda “sessiz bir merkez” (quiet centre) ya da “hareketli odak” (dynamic centerpiece) olabilir; hem yürüyüş yollarının yönlendirilmesine, hem açık mekânın kullanıcı deneyimine katkıda bulunur.
Örneğin, bir havuz kenarı bankı ya da yürüyüş hattı, su yüzeyine bakar şekilde konumlandığında kullanıcıya bir “oturma deneyimi” sunar: peyzaj sadece arka plân değil, katılımcı bir çevre haline gelir.
Suyun sesi (şırıltısı, dökülmesi, yüzeydeki dalgalanma) insan algısında rahatlama, meditasyon, doğaya dönüş hissi yaratır. Bu, koridor ya da sadece görsel “seyir” alanı olan dış mekânlardan çok daha fazlasıdır.
Süs havuzu, açık mekânlarda “durma” (pause) ve “izleme” (observe) davranışlarını tetikler: örneğin bir binanın lobisine açılan süs havuzu, durup iki-üç dakika suya bakma imkânı sağlar; böylece mekânın ritmi yavaşlar, kullanıcı “geçip gitme” değil “kalma” moduna girer.
Mimari projede “prestij” ya da “kurumsal kimlik” vurgusu varsa, su elemanı bu kimliği pekiştirir: su, tarih boyunca “temizlik”, “saflık”, “zenginlik” gibi sembolik anlamlar taşıyıp prestij projelerinde yer almıştır.
Aşağıda, literatürde ve uygulamalarda sıkça dile gelen faydaları somut olarak ele alıyorum. Her bir başlık altında kaynaklarla destekleme yapılmıştır.
Süs havuzları peyzaja hareket, ışık ve yansıma katmaktadır; bu da dümdüz sert zeminlerin aksine “zor duruş” yerine “akışkan birliktelik” hissi verir.
Ayrıca, doğru yerleştirildiğinde mimari kompozisyona “göz kırpan” bir detay oluşturur: su yüzeyiyle ayna etkisi yaratılması, gece aydınlatmasının kullanılması vb.
Örneğin; yukarıda bir mimari havuzun cam cepheyle yaptığı yansıma, iç mekânla dış mekânın görsel sürekliliğini sağlar.
Peyzajda bir su elemanı, “odak noktası” (focal point) işlevi görür. Yürüyüş hatları, oturma alanları, gözün doğal akış yönü bu odak etrafında şekillendirilebilir.
Mimari proje kapsamında ise; girişten içeri adım attığınızda havuzun sizi karşılaması ya da bina cephesinin yansımasını taşıması, “bu alana geldim” duygusunu pekiştirir.
Ayrıca, su elemanı çevresinde ışık-gölge oyunları yaratılabilir; suya gönderilen ışık, yapı yüzeylerinde yeniden yansır ve gece de aktif bir görsel unsur haline gelir.
Akan suyun sesi, arka plandaki şehir gürültüsünü hafifletir; sessizliğe değil ama dengeli bir “arka plan sesine” geçiş sağlar.
Bu akustik katman, dış mekânın “kalma” hissini artırır. Kullanıcı, sadece geçici bir yol değil, “birkaç dakika durabilirim” hissi taşır.
Duyusal olarak da; su yüzeyi harekete, ışığa ve yansıma efektine tepki verir — bu da peyzajı statik olmaktan çıkarır, kullanıcıyla etkileşime geçirir.
Süs havuzları, dış mekân mikro-iklimini iyileştirebilir: su buharlaşması, ortam nemini artırır; bu özellikle sıcak, kuru iklimlerde olumlu bir etki sunar.
Ayrıca, kuşlar, böcekler gibi biyolojik çeşitlilik unsurları su yakınında toplanabilir — peyzajı sadece “insan için yapılmış” değil, “yaşam için yapılmış” hale getirir.
Dolayısıyla sürdürülebilir mimari yaklaşımda su elemanı bir dekor değil, çevre sistemiyle bağlantılı bir bileşen olarak görülebilir.
Estetik açıdan güçlü, iyi bakımlı peyzaj öğesi olarak süs havuzu, projeye değer katar; bu değer hem algısal olarak (“prestijli bina”, “yüksek kalite dış mekân”) hem de ekonomik olarak (satış, kira değeri) ölçülebilir.
Özellikle kurumsal ya da ticari projelerde, dış mekânın kalitesi müşterinin ya da ziyaretçinin ilk izlenimini etkiler. Bu da marka imajı ve kullanıcı deneyimi açısından önemlidir.
Peyzajda “boş” ya da “kötü değerlendirilen” alanlar (örneğin bina yan cephelerinde, servis yolları bitişlerinde) süs havuzlarıyla işlevlendirilebilir: görsel olarak zenginleştirilebilir, kullanıcıya değer sunan alanlar haline gelebilir.
Ayrıca arazi eğimi, yağmur suyu yönü, gölge-güneş durumu gibi koşullar göz önüne alındığında, su elemanı “dolgu” ya da “drenaj unsuru” gibi ikincil işlevler de alabilir.
Mimari projelerde su elemanı, marka kimliğini destekleyebilir: örneğin bir teknolojik kampüsün modern çizgilerini yansıtan monolitik havuzlar ya da bir otel girişinde “su geçişli” dramatik kira-yüzey elemanı.
Kullanıcıya sadece bir bina değil, “mekân deneyimi” sunar; suya bakmak, sesini duymak, ışığın su yüzeyine vurduğu anı yaşamak… Bu da mekânla bir bağ kurmayı sağlar.
Mimari projelerde süs havuzu uygulaması yapılırken göz önünde bulundurulması gereken teknik ve estetik kriterler vardır. Aşağıda, tasarım sürecinden yapım sonrası işletmeye kadar önemli noktaları listeliyorum.
Havuzun yerleşimi: Kullanıcının görme yönü, yürüyüş aksı, oturma noktası gibi etkenler göz önünde tutulmalı. Örneğin; binadan içeri girerken su yüzeyi kullanıcıya bakmalı, ya da oturma alanları havuza yönlenmeli.
Görünürlük: İç mekânlardan (örneğin lobi, restoran, kafeterya), dış mekânlardan ve gece aydınlatması ile havuz görünmeli. Böylece gündüz-gece sürekliliği sağlanır.
Aydınlatma: Su yüzeyi, ışıkla dramatize edilebilir. Yüzeye gömülü ışıklar, su akışını vurgular; havuz kenarı ışıkları çevresel gölge-ışık dengesi yaratır.
Malzeme seçimi: Havuzun kenar malzemesi, suyun hareketi ve yansıması ile uyumlu olmalı. Parlak taş, koyu su rengi yüzeyi daha derin gösterirken, açık taş malzeme daha hafif bir ifade verebilir.
Suyun durgun mu yoksa hareketli mi olacağı karar verilmelidir. Durgun su (refleksiyon havuzu) mimaride daha ciddi, minimal bir etki verirken; akan su (şelale, dökülme, çakıl üzerinden akış) daha organik, dinamik bir his sunar. Studio Outside Blog
Su derinliği ve renk: Derin su yüzeyleri daha sakin ve katılımcı hissi verir; yüzey hareketini engelleyip yansıma sağlar. Bununla birlikte, gölgelik, rüzgâr durumu gibi çevresel etkenler de değerlendirilmelidir.
Akustik seviye: Su hareketinin sesi, mekândaki kullanıcı deneyimini etkiler. Aşırı yüksek debili bir şelale kullanıcıyı rahatsız edebilir; düşük ve kontrollü akış daha iyi olabilir.
Pompa & sirkülasyon sistemi: Su elemanının sürekliliği için uygun kapasitede pompa ve filtre sistemi gerekli. Sirkülasyon, su kalitesini korur, yosun ve bakteri oluşumunu engeller.
Su izolasyonu ve derz detayları: Havuz kenarı ve içi suya dayanıklı malzemelerle yapılmalı; derzlerde su sızması, kenar taşların kayması gibi riskler göz önüne alınmalı.
Bakım planı: Su elemanı eklendikten sonra işletme açısından rutin bakım gerektirir (temizlik, su seviyesi kontrolü, pompa servisi, kış hazırlığı vb.). Kaynaklarda “diğer açık alan unsurlarına kıyasla düşük bakım” diye geçse de bu ihmal edilmemelidir. Eugene Peyzaj+1
Güvenlik ve erişim: Özellikle halkın kullanımında olan bina çevrelerinde su derinliği, kaymaz zemin, çocuklara karşı koruma gibi faktörler önemlidir. Bazı kaynaklarda “güvenlik riski” olarak zikredilmektedir. Bahler Brothers+1
İklim ve yerel koşullar: Rüzgâr, dökülme suyu, gölge-ışık durumu, yaprak dökümü gibi çevresel koşullar gözden geçirilmeli; örneğin çok rüzgârlı bir alana çok yüzey hareketi yapacak bir havuz konulmamalı.
Süs havuzu çevresindeki bitkilendirme, su yüzeyiyle görsel bütünlük oluşturmalı: yansıma yapan bitkiler, suya gölge veren ağaçlar, su kenarındaki taş-bitki geçişi gibi detaylar düşünülmeli.
Ayrıca, suya yakın bitkiler ve detaylar ekosistem açısından katkı sağlar; su kenarı bitkileri kuş, böcek türlerini çekebilir. Bu da peyzajın çevresel değerini artırır.
Yürüyüş yolu, bank ve oturma elemanları su havuzu çevresinde planlanmalı; su yüzeyine bakacak şekilde düzenlenmeli.
Gün batımı ve gece kullanımında su yüzeyinin davranışı farklıdır; gün ışığı altında yansıma ve su rengi, gece aydınlatmayla farklı bir atmosfer yaratır. Bu yüzden “sabah, öğle, akşam” kullanım senaryoları önceden düşünülmeli.
Işık spektakülü: Eğer bütçe ve konsept uygunsa, su içinde LED ışıklar, hareket sensörlü ışımlar gibi detaylarla “gece sahnesi” yaratılabilir. Ancak bu durumda elektrik-bakım maliyeti de artar; planlama buna göre yapılmalı.
Gölgeler ve yaprak dökümü gibi zamanla değişen durumlardaki etkiler hesap edilmeli: Örneğin sonbaharda yapraklar suya dökülürse bakım ihtiyacı artabilir.
Farklı mimari tipolojilerde — örneğin lüks konut projeleri, kurumsal kampüsler, oteller ve kamusal alan düzenlemeleri — süs havuzları yalnızca estetik bir unsur değil, aynı zamanda mekânın karakterini ve kullanım biçimini belirleyen önemli bir bileşen haline gelir. Her tipolojide havuzun ölçeği, formu, malzemesi ve çevreyle kurduğu ilişki değişir; bazen dingin bir yansıtıcı yüzey, bazen hareketli bir odak noktası, bazen de sosyal bir toplanma alanı olarak farklı işlevler üstlenir. Bu nedenle her proje türünde süs havuzunun üslubu, amacı ve kullanıcıyla kurduğu etkileşim biçimi yeniden tanımlanmalıdır.
Giriş lobisinde ya da villa mahallesinin merkezinde “refleksiyon havuzu” sıklıkla kullanılır; suya gökyüzü veya cephe yansır, mekân içine genişlik kazandırır.
Havuz etrafında dış mekân oturma grupları konumlandırılır: su sesi eşliğinde dinlenme alanı sunduğu için kullanıcı deneyimi yükselir.
Malzeme olarak genellikle koyu bazalt ya da siyah cam seramik kullanılır – bu sayede su yüzeyi “sonsuzluk” hissi verir.
Aydınlatma gece kullanımına uygun olarak yukarıdan ya da su altından ışıklandırılır; sabah-akşam manzarası ayrı biçimde ele alınır.
Kurumsal çevrede süs havuzu: “prestij” ve “marka imajı” açısından önemli bir görsel unsurdur. Giriş meydanı, ana yol aksı, ana lobiden bakış aksları üzerine yerleştirilir.
Su elemanı, bina cam cephesiyle birlikte kare ya dikdörtgen planlarda yer alabilir ve yansıma efektiyle hem iç mekân (toplantı odası vb.) hem dış mekân görsel zenginlik kazanır.
Ayrıca çalışanların kısa mola vereceği bir dinlenme alanı olarak düşünülebilir: su kenarında banklar, bitkilendirme, gölge-güneş dengesiyle donatılır.
Teknik olarak sirkülasyonun düşük bakım maliyetli olması önemli; ayrıca güvenlik ve kullanım yoğunluğu göz önünde tutulmalı.
Otel lobisi, teras katı, bahçe katı gibi bölgelerde su elemanı “karşılama” ve “etkileşim” unsuru olabilir: suya yürüme yolu, su içinde yürüyen köprüler, su üstü oturma alanları gibi dramatik detaylar düşünülebilir.
Kamu meydanlarında ya da şehir içi açık alan projelerinde süs havuzu — özellikle gölet-ışık-iletişim kombinasyonları — ziyaretçiye “fotoğraf noktası” ve “düşünce alanı” sunar.
Bu tip projelerde bakım, güvenlik ve erişilebilirlik ön plâna çıkar: yoğun kullanım, farklı kullanıcı profilleri (çocuk, yaşlı, engelli) dikkate alınmalıdır.
Projeyi doğru şekilde hayata geçirmek için yalnızca mimarın estetik vizyonu değil, peyzaj mimarının mekânsal kurgusu ve statik-hidrolik mühendisliği ekiplerinin teknik uzmanlığı da bir arada çalışmalıdır. Bu disiplinlerin erken aşamadan itibaren koordineli biçimde hareket etmesi; suyun davranışı, taşıyıcı sistemin kapasitesi, peyzaj elemanlarının konumu ve kullanıcı konforu arasında doğru dengeyi kurar. Başarılı bir uygulama süreci, fikir aşamasından devreye almaya kadar hem tasarım bütünlüğü hem de teknik güvenilirlik açısından sürdürülebilir bir çerçeve sunar. Aşağıda bu sürecin temel adımlarını içeren örnek bir uygulama modeli yer almaktadır.
Kullanıcı analizi: Proje kim için? Konut, ofis, otel? Kullanıcı profili ve kullanım senaryoları belirlenir.
Yer araştırması: Arazi karakteristiği (topoğrafya, zemin su durumu, iklim, rüzgâr yönü), bina yönlenmesi, çevre etkileri incelenir.
Konsept geliştirme: Havuz tipi (refleksiyon, akış, şelale vb.), yerleşim, ölçek, malzeme seçimi yapılır. Perspektif görseller veya 3D görselleştirmeler hazırlanır.
Programlama: Havuz boyutu, derinlik, sirkülasyon sistemi, bakım gereksinimi, bütçe hedefi belirlenir.
Mimari-peyzaj entegrasyonu: Havuz kenarı detayları (korkuluk, oturma birimleri, geçiş yolları), bitkilendirme planı, aydınlatma planı hazırlanır.
Hidrolik ve elektrik mühendisliği: Pompa kapasitesi, su sirkülasyonu, filtre sistemi, elektrik bağlantısı, ışıklandırma detayı, su izolasyonuyla ilgili detaylar çizilir.
Statik ve yapı teknikleri: Havuz yapı sistemi, malzeme adedi, betonarme-çelik donatı, zemin taşıma kapasitesi vs. değerlendirilir.
Malzeme ve bitkilendirme seçimi: Su kenarı taşları, kaplama taşları, su yüzeyi detayı (linyer mi yoksa prefabrik kaplama mı), bitki türleri (su kenarına uygun, yaprak dökümü az olanlar) seçilir.
Koordinasyon: Mimari kaplama, peyzaj bitkilendirme, su yalıtımı, aydınlatma gibi disiplinler arası koordinasyon sağlanır.
Test & devreye alma: Pompa sistemi çalıştırılır, su sirkülasyonu test edilir, su seviyeleri kontrol edilir, ışıklandırma test edilir.
Kullanıma alma öncesi temizlik, bakım programı hazırlanır.
Rutin bakım: Pompa filtresi temizliği, su seviyesi kontrolü, su kalitesi (pH, alg vs), yüzey temizliği.
Mevsim geçişleri: Özellikle soğuk iklimlerde donmadan korunma (drain, kapatma), sıcak iklimlerde su kaybı kontrolü yapılmalı.
Kullanıcı bilgilendirmesi: Havuz çevresi kullanıcılar için açıklanmış olmalı — oturma alanları, yürüyüş yolları, güvenlik uyarıları.
İzleme ve değerlendirme: Kullanım oranı, bakım maliyeti, peyzajın sağlık durumu gibi veriler toplanmalı ve gerekli düzeltmeler yapılmalı.
Her proje, süs havuzu uygulamasına başlarken ideal koşullara sahip olmayabilir; tasarım hataları, yanlış malzeme seçimleri veya disiplinler arası kopukluklar, projenin hem estetik hem de işlevsel kalitesini zayıflatabilir. Su elemanları; doğru planlama, bakım ve mühendislik çözümleriyle uzun ömürlü bir değer yaratırken, küçük ihmaller bile sistemin verimini ve görsel etkisini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle, aşağıda süs havuzu projelerinde en sık karşılaşılan hatalar ve bunlara yönelik pratik çözüm önerileri başlıklar hâlinde sunulmuştur — tasarım, uygulama ve işletme sürecinde farkındalık yaratmak amacıyla.
Hata: Havuz yüzeyinin çevresinde yeterli görsel çeşitlik yok: örneğin sadece tek düz taş, düz kenar ve tek tip bitki.
Çözüm: Havuz kenarında “yüzey geçişi” yaratılmalı: örneğin su-taş-bitki geçişi; kenar basamakları, oturma elemanları, gölge sağlayan ağaçlar gibi unsurlar eklenmeli.
Hata: Çok güçlü su akışı ya da şelale gibi hareketli sistemler, sessiz bir lobiden gelen kullanıcı için rahatsız edici olabilir.
Çözüm: Akış kontrolü yapılmalı — su debisi azaltılabilir, yüzey yayılımı daha geniş ve düşük hızda olabilir. Akustik test önerilir.
Hata: Kurulum yapılır, fakat ardından bakım planı net değil; pompa sistemleri, filtreler devre dışı kalıyor, su bulanıklaşıyor.
Çözüm: Bakım sözleşmesi hazırlanmalı; mimar-peyzaj ile bakım firmasının rolü tanımlanmalı; kullanıcıya kısa “kullanım kılavuzu” verilmeli.
Hata: Havuz, kullanıcının oturma alanından ya da bakış noktasından görünmüyor; ulaşımı zor; aksesuarları eksik.
Çözüm: Kullanıcı analizi yapılmalı: kullanıcı nerede vakit geçirecek? Havuzu nasıl görecek? Yürüyüş hattı var mı? Oturma alanı planlanmalı. Gölgelendirme, aydınlatma, ulaşım konforu düşünülmeli.
Hata: Rüzgâr yönü, gölge-yaprak dökümü, sıcaklık dalgalanması gibi çevresel faktörler göz önüne alınmamış. Örneğin yaprak dökümü çok olan ağaç altına havuz yerleştirilmiş, bakım ihtiyacı artmış.
Çözüm: Sahanın mikro-iklim analizi yapılmalı; yaprak döken ağaçlar havuz kenarından bir miktar uzak tutulmalı; rüzgâr yönü su yüzeyi hareketini bozmayacak şekilde değerlendirilmeli.
Havuzun yerleşimi ve görsel eksen, iç/dış mekândan görünürlük, aydınlatma kurgusu, kenar ve yüzey malzemesi seçimi ile su hareketinin (durgun ya da akan) belirlenmesi en kritik tasarım kararlarıdır. Bunlara ek olarak pompa-sirkülasyon kapasitesi ve su yalıtımı detayları mühendislik açısından belirleyicidir.
Mimari yansıma ve dinamik süs havuzları, buharlaşma yoluyla çevre mikroiklimini 2-4°C serinletir. Bu etki özellikle sıcak ve kuru iklimlerde dış mekân konforunu artırır.
Akan su, 45-55 dB seviyesinde doğal bir arka plan sesi oluşturarak kentsel trafik gürültüsünü maskeler. Bu akustik katman, kullanıcının mekânda 'durma' ve 'kalma' hissini güçlendirir.
Havuz kenarı ve içi, TS EN 14891 standardına uygun çift kat tam elastik izolasyon malzemeleriyle uygulanmalıdır. Derz detaylarında su sızıntısı ve kenar taşı kayması riskleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Su altı aydınlatma için IP68 su geçirmezlik sınıfına sahip, DMX 512 protokolüyle programlanabilen RGBW LED armatürler tercih edilir. Bu sistemler gece kullanımında su yüzeyini dramatize ederek mimari kompozisyona görsel derinlik katar.
Pompa ve filtre temizliği, su kalitesi (pH, alg) kontrolü ve yüzey temizliği rutin olarak yapılmalıdır; ayrıca mevsim geçişlerinde soğuk iklimlerde donmaya karşı koruma, sıcak iklimlerde ise su kaybı kontrolü gereklidir. Bakımın ihmal edilmesi su berraklığını ve sistem ömrünü doğrudan etkiler.
Lüks konut ve rezidans projelerinde refleksiyon havuzu olarak, kurumsal kampüslerde prestij ve marka imajı unsuru olarak, otel ve resort projelerinde karşılama/etkileşim elemanı olarak, kamu meydanlarında ise fotoğraf ve buluşma noktası olarak farklı ölçek ve işlevlerde uygulanır.
Artemis Pool olarak mimari projelere değer katan estetik süs havuzu sistemleri, hidrolik altyapı ve ışıklandırma çözümleri sunuyoruz.